Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size default color green color orange color
Islak Seccade PDF Yazdır E-posta
 Hemen her dönemde; yitirdiğimiz, kaybettiğimiz değerler hakkında çok şeyler yazılır. Bu gerçekler bazen Müslüman olmakla beraber; akademisyen, entelektüel bakış açısıyla, bazen de yürek devletini kurmuş Muvahhid gönüllerce ortaya konulur. Pratik hayatımızda ki söylemlerimizde peygamber gibi, ashabı gibi olmaktan bahseder dururuz.
Yaptıklarımızı, yapmamız gerekirken yapamadıklarımızı, duruşumuzu bu özlenen belki de tekrar beklenen güzide insanlarla karşılaştırır, onlarla düşünceeylem birlikteliğimizi yaşamaya çalışırız. Onlar gibi olmak, dini onlar gibi yaşamak adına ayakları havada, hayatın gerçeklerinden fersah fersah uzaklaşmış nice din adına anlayışlar ortaya koymuşuz. Tevhidi duruş adına, ilkeli davranışlar sergilemişiz. Esasen hep ben merkezli düşünmüşüz. Ben var isem herkes orada olmalı. Ben var isem orası en doğru gibi ilkeli tavırlar geliştirerek hem kendimizi beşeri ilişkilerimizde kitlemiş, hem de çevremizdeki Muvahhid kardeşlerimizi kendimize küstürmüşüz. Dar'ül Erkam'dan bahsedip, koskoca ümmeti adeta bu eve hapsetmişiz. Bu tavır adeta vücuttaki tüm organları sadece beyinden ibaretmiş gibi görmekten farksızdı. Halbuki tüm azaları, organlarıyla top yekun vucud ümmeti oluşturmaktaydı. Ben Erkam'ın evindeysem, tüm ümmet orada olmalı, oraya gelmeli tavrı bizi pratikte girdaplara sokmuş, bireysel ve toplumsal Sünnetullahın tahakkuku gerçekleştirilememiştir. Sadece akademik bilgi vahyin pratize edilmesi için yeterli değildir. Duygu, ruh gerekmekte. Bilgilerimiz,duyularımızı da harekete geçirmeli.
   Biz Allah'ın ayetleri okunurken bunu dinleyen bazı sahabilerin gözyaşlarına hakim olamadığını, hatta bu noktada sadece onun tilavetinden ölen sahabilerin varlığına şahit olmaktayız. Resul (as)' ın "Beni Hud suresi ihtiyarlattı" ifadesini hiç düşünüyor muyuz? Vahyin bizi ihtiyarlatma noktasında hayatımızdaki yeri ne ki? Vahyi okurken yüreğimiz, azalarımıza, duygularımıza hükmediyor mu? Allah için hissediyor muyuz? Rabbimizle konuşmanın bir ifadesi olan Kur'an okurken bu duygular tüm yüreğimizi sarıyor mu? Ehli Kitapla dialog yolları arayacağımıza Rabbimizle diyalog yolları arasaydık, bu diyalogun esası olan Kur'an ile bağlarımızı kuvvetlendirip Rabbimizle diyalog sürecine girseydik bireysel ve toplumsal duruşumuz değişecekti.
   Kur'anı okumak, onu tefekkür etmek, yaşantıda Kur'anı konuşturup, hakim kılmak; kulun Rabbi ile en güzel diyalogudur. Bir dönemin meşhur bir sözü vardır. "Her bir Müslüman tükürse, İsrail bu tükrükte boğulur" diye. Geçen zaman diliminde değişen bir şey olmamıştır. Hatta değil boğulmak, ümmetin kalbi sayılan; nice İslam şehitleriyle tanınan, ümmetin güzide imamlarını yetiştirmiş bir diyar Irak; çağdaş ebrehe, büyük şeytan diye tanımlayacağımız ABD ve işbirlikçisi güçlerce işgal edilmiş, yer altıyerüstü zenginlikleri ablukaya alınmış, finansman olarak zulümlerinde kullanılmıştır. Bunların hissedilmesi "Ben" merkezli düşünce ile mümkün mü? Evrensel din ancak evrensel düşünmeyle idrak edilebilir. Bir kaşık suda yüzdüğünü sananlar, yüzme hocası kesilenler; derin okyanuslarda değil, daha kaşıkta boğulmadı mı? Ticaretine dalanlar, mal üstüne mal yığanlar, şimdiden daha rezervasyonlarını yapıp tatil hayal edenler, yediğinden yedirip, giydiğinden giydirmeyip, çalışanının hak hukukuna tecavüz edenler, marka meraklıları, velhasıl bu dipsiz kuyuya daldıkça dalanlar... Nereye bu gidiş? Hiç olmazsa tükürün. Hala akletmeyecekmiyiz?
   Benliğimizdeki AllahŞeytan savaşımında vahyin kalesine sığınmalı, onu yaşantıda biran evvel konuşturmalıyız. Okyanus olan o deryadan kana kana içmeliyiz. "Ben" ve "Benimki" şeklindeki bencilliğin sınırlarını zorlamalı, gurur ve kibrin esiri olmamalıyız. Bilginin kaynağına yönelmeli, onu tekrar keşfediyormuşcasına, tüm hissiyatımızla okumalı, vahyin karşısında el pençe divan durmalıyız. Bizi diriltici emirlerine uymaya çağırdığı zaman Allah'a ve Rasulüne icabet etmeli, emrolunduğumuz gibi dosdoğru olabilmeliyiz. Huysuz ve geçimsiz karakter örtülerimizi vahyin önünde çıkarmalı, merhamet ve şefkat örtülerini kuşanmalıyız ki, adeta çoraklaşan kalplerimiz tekrar vahyin duygu seline kapılıp gitsin. İşte o an gözyaşlarımız bu sele kavuşacak. Bu kardeşiniz diyor ki; ağla gözlerim... hem de hıçkıra hıçkıra ağla ki seccadem ıslansın....
Mükerrem BULUT
 
< Önceki   Sonraki >

Mescid-i_Aksa1.jpg
 

Medine_2.jpg
 

Medine_5.jpg
 

Medine_4.jpg
 

Medine_3.jpg
www.kurankursumezunlari.com

Ay'ın Son Hali

         

Sabiha Ateş ALPAT

 
Muvvahhid Olmak!
 
 

Ahmet TAŞGETİREN

 
Iskarta sanatçılar...
 
 

Ahmet KALKAN

 
Kimlere "La" demek zorundayız?
 
 

Ramazan KAYAN

 
DİRENEBİLMEK
 
 

Mükerrem BULUT

 
Sahte Ağaç Hakiki Meyve Vermez
 
 

Önemli Linkler









Top

Günün Ayeti

İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? (Ankebut 2)