İnsanı bir dişi ve bir erkekten yarattığını beyan eden Allah cc,yaratılış gayemizi Zariyat 56.Ayetinde şöyle beyan etmiştir.” Ben insanları ve cinleri yalnız bana kulluk etsinler diye yarattım”…Dünyaya geliş sebebimiz “Kulluk” olunca,kulluğu nasıl yapmamız gerektiğini,hükümlerle Kitabında yollarken,hükümlerin nasıl uygulanacağını da seçtiği Peygamberlere sormamız gerektiğini bildirmiştir…İşte bunun için vardır Kutlu doğumlar…
Yıl 571 ve Rebiulevvel ayı..Bir pazartesi günüydü,dünyaya teşrif etmişti,iki cihan güneşi…Bir güneş gibi doğmuştu zulmün üstüne..Cehalet diz boyu ve sapkınlık zirvededir o zaman…Kırk yaşına kadar,bulaşmadan yaşadı cehalete ve sapkınlığa ….
Toplumsal yaralarla dertleniyordu.O güne kadar rotasını kaybetmiş olan insanoğlunu, rotasına getirmek gerekiyordu…Rota kaybetmişliktendi,Ebu Cehl’lin ideolojisine boyun eğmişlik…Kız çocukların diri diri öldürülmeleri ,cehaletin zirve yapmış olmasının deliliydi…Ekonominin faiz sistemiyle yürütülmesi adaletin yokluğunu gösteriyordu…Zinanın serbest olması ve gece eğlencelerinin revaçta olması ahlaki çöküntünün durumunu gözler önüne seriyordu…İnanç açısından ise şirk hakimdi Mekke’ye…Şirk ise Allah inancıyla birlikte,O’na eş koşmaktı ve bu affedilmez bir suçtu…
Tüm bu sapkınlıkların yaşandığı bir ortamda,sancı çeken biri vardı,Hz.Muhammed (sav)…Hiraya çekilmişti,uzun bir zaman..Ve bir gün,yeni bir gün doğmuştu Mekkede…Göklerden Cebrail gelmiş,ölü olan insanlığı hayata,yeniden dirilmeye çağırması gerektiğini bildiriyordu Hz.Muhammed’e(sav)…İşte peygamberlik doğmuştu Can Ahmed’e(sav)…Görevlendirilmişti tüm insanlığa rehber olarak,yegane önder olarak… Hayatı,mücadelesi,yaşantısı,evliliği,komutanlığı,dede oluşu,baba oluşu,eş oluşu…Yani her noktadan örneğini çıkarmamız gereken bir elçiydi O. And olsun ki, sizin için, sizden Allah'a ve âhiret gününe kavuş¬mayı umanlar ve Allah'ı çokça ananlar için Resûlüllah'da güzel örnekler vardır..(Ahzap.21)İnsanlardan istenen ise,O’na verilen vahiyle, yeniden doğmalarıydı…Artık Mekke’de her gün bir başka doğuyordu ve her gün bir başkası doğuyordu,her yaştan insandı yeniden doğan ve kendileri için kutlu bir doğum oluyordu bu!...Kutlu doğumla,kutlu doğumu yaşayanlar,yeniden doğmanın yenilikleriyle,yer yüzüne yıldız oluyor da gök yüzüne takılıyorlardı adetâ!... O zaman,kutlu doğum,kutlu doğumlara gebeydi…Rotasını şaşırmış insanlık için…
Ve şimdi tekrar aynı zaman ve aynı ayda olan ve ne yazık ki rotasını kaybetmiş insanlığın yeniden doğmasına neden olması gereken Kutlu doğumu ne kadar idrak ediyoruz!(?)…Neden di kutlu doğum? Ve nedendi Hira’da yeniden doğmak? Ve yine nedendi O’na inananların,yeniden doğmuş gibi, yeniden kendilerini inşa etmeleri?...
Yeniden doğmanın tek şartı vardı,kutlu doğumla yer yüzünü şereflendirene inanmak!...Bu iman,insanın yeniden doğuşunun olmazsa olmaz şartıydı ve yeni bir insan olmaksa,bu imanın tabi bir sonucuydu!...O’na inanmış olmanın bir takım sorumlulukları vardır…Getirdiğine teslim olmak,yegane uygulayıcısı olmak”Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden men ederse ondan geri durun; Allah konusunda takvalı olun. Doğrusu Allah’ın cezalandırması çetindir.” (Haşr.8)
İman iddiasında bulunanı,bu iddiasını ispata çağırıyor Allah cc…. “Ey Muhammed, de ki: “Allah'ı seviyorsanız bana uyun, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağış-lasın. Allah affeder ve merhamet eder.”(Ali-i İmran:31)..İspat etmek! Bu,bir anlamda Rasul’e şahitlik etmektir.Bu zamanda O’nu temsil etmek,hem de aşkla,şevkle,gocunmadan,hayat modelini O’ndan almak!...Bunun için birkaç başlık:
1:İmandan sonra,sünnetine uyup,hayat tarzını benimsemek.”And olsun ki, sizin için, sizden Allah'a ve âhiret gününe kavuş¬mayı umanlar ve Allah'ı çokça ananlar için Resûlüllah'da güzel örnekler vardır.”(Ahzab.21).
2:Sözünü kabul edip,hükmüne boyun eğmek“Hayır; Rabb'ine andolsun ki, aralarında çekiş¬tikleri şeylerde seni hakem tayin edip, sonra senin verdiğin hükmü içlerinde bir sıkıntı duymadan tamamen kabul et¬medikçe inanmış olmazlar.”(Nisa.65)
3:Bıraktığı yerden davasını yürütmek,emanetlerine sahip çıkmak."Ey mü'minler! "Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın kitabi Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin (a.s.m) sünnetidir.”..(Veda hutbesi)..
Seni anlamaya ne kadar da muhtacız Efendim! Cehalet diz boyu..Fuhuş sapkınlığı bir buçuk yaştaki bebeklere kadar indi…Her taraf kan ve göz yaşıyla dolu…İslam coğrafyasında göz yaşı dinmek bilmiyor…Sen’in gelişinle sevinmişti yer yüzünün mazlumları…Şimdi bizim varlığımız ne Irak’taki kadınları,ne Filistin’deki çocukları sevindiremiyor…
Seni anlamaya ne kadar da muhtacız Efendim!. Kutlu davanla var olamadık,varlık gösteremedik…Doğamadık kutlu doğumlarla,çarelerin içinde çaresizlikle kıvrandık…Sahip çıkamadık emanetlerine ve sürdüremedik bıraktığın yerden saadet asrını!...Sen’i anlamaya ne kadar da muhtacız Efendim!..Seni anlamaya çalışabilsek,Sen’sizken,Sen’inle olabilseydik eğer,kutlu doğumun,kutlu doğumlara sebepti elbette ki!... Afrika’da çocuklar aç mış!Irak’ta Müslüman kadınlara tecavüz edilmiş!Mescidi Aksa’ yı korumak Filistinli çocuklara kalmış ve onlar ellerinde taşlarla savaşıyorlarmış!.Ve her geçen gün gençlerimiz maneviyatsızlığa ölüyorlarmış!... Biz seni anıyoruz Efendim!Sünnetlerin yerlerde,güller elimizde!... Seni anlamaya ne kadarda muhtacız Efendim!..Yine ay Rebiulevvel ayı ve gün Sen’in doğduğun gündür…Ve biz Kutlu doğumda, Sen’i anlamamız gerekirken,Sen’i anıyoruz, ellerimizde güllerle… Seni’ anıyoruz Efendim,Seni anıyoruz…. |